Kökbörü

Kökbörü oyunu Türkler ’in tarihî ve millî sporlarından biridir. Bugün dahi Türkistan Türklerinin en önemli atlı sporlarından birini teşkil eden kökbörü oyunu, cirit gibi atlı bir spordur ve esası, at salıp koşarak oğlağı kapmak ve rakibin kalesinden geçirerek sayı kazanmak üzerinedir. Gökbörü oyunu, Türkistan kökenli olup, binlerce yıldan beri, atlı savaşçıların kendilerini barış zamanlarında zinde tutmak için oynadıkları atlı müsabakalardan biridir. Günümüzde Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Moğolistan, Tacikistan ve Afganistan’da oynanıyor. Oyun halen en doğal haliyle oynanmakta ve seyredildiği zaman tam bir savaş oyunu havası vermektedir.

Askerlik çağına gelen gençleri askere gönderme zamanı geldiğinde  pek çok yerde askerlikle ilgili çeşitli oyunlar oynanır, yarışmalar yapılır ve eğlenilir. Bu oyunlardan birisi de kökbörüdür. Çünkü bu oyun bir askerde olması gereken bütün özellikleri ihtiva eder. Şayet askerin kendisi iyi olup da atı ona uygun değilse, o zaman böyle askerler iyi çobandes (kökbörücü) olamaz. Sadece hem oyuncu hem de at birbirine uyuştuğu zaman ortaya iyi bir oğlakçı çıkar. Kökbörü oyununda savunma ve saldırmada oğlakçıların birliği ve birbirlerini anlayabilmeleri çok önemlidir. Kökbörü oyunu böyle özellikleri ile halkı, kötü niyetli düşmanlara karşı daima hazır olmalarını sağlamıştır.
Kökbörü oyununa hemen her boydan insanlar iştirak edebilirler. Bu konuda hiçbir ayrım yapılmaz. Her boyun veya beyin kendi kökbörücüleri, yorgacıları “iyi at ustaları” pehlivanları, külük “çevik, hızlı” atları, kahraman güçlü yiğitleri olur. Halk da yiğitleri, atları; filanın yiğidi, filanın atı diye değerlendirir.
Oğlağı rakip yiğitlerin elinden kaptıktan sonra götürüp belirlenen yere koymak çok zordur. Ortaya konulan ödül, bunu başaran kişiye ve gruba verilir. Kökbörü oyununun en heyecanlı ve en tehlikeli kısmı o zaman yaşanır. Kendini böyle bir durum için hazırlamış olan oyuncu, ölümü dahi düşünmeden, atıyla kurşun gibi kalabalığın içine dalar. Kalabalıkta oğlağa ulaşıp onu aradan çıkarıp oğlağı belirtilen yere bırakır. Oğlağı belirlenen yere kimin bıraktığı değil, hangi tarafın bıraktığı önemlidir. Bunun da sebebi kişilerin birlikle zorlukları aşabildiği göstermektir. Oyun sırasında bir kişi, diğerinin önünü açar, bir başkası karşısındakini etkisiz hale getirir. Bu da yetmez eğer onların bindiği atlarla yiğitlerin uyumlu bir birlikteliği olmazsa başarıya ulaşılmaz. Üstün gelen grup, oğlağın sahibi olur. Oğlağı elde edenler, onu orada hemen keser ve etini kavurup orada bulunanlara ikram eder. Bu oğlağın etinin her türlü hastalığa ve derde şifa olduğuna inanılır. Oğlu olmayan kişiler de oğlağın etinden bir parça alır ve evine götürüp pişirip karısına verir. Eğer o eti yedikten sonra erkek çocuğu olursa, o insan büyük oğlak vermek zorundadır. Bu gelenek Fergana Vadisi’nde hâlâ yaşamaktadır.
Atlı, sınırlandırılan meydanı (kimseye kaptırmamak üzere) şikârıyle beraber bir defa dönebilirse bir puan kazanmış olur. Sonra o şikârı yere atar. Kim en fazla puan kazanırsa günün galibi o olur. Kafile, şikârı almış olan birinciye yetiştiği vakit, her taraftan onu sararlar.
Kökbörünün oynanışı bölgelere göre farklılık gösterir. Güney tarafta oğlak eğilip bırakılan yerden alınır ve belli bir mesafe gittikten sonra bırakılır. Dağınık oynamada, takım olarak oynanmaz herkes kendi kendine çeker ve oyun sırasında dörder beşer olarak birbirlerine yardımlaşır ve kalabalıktan oğlağı çıkarır. Kazanılan ödül paylaşılır. Oyuna isteyen herkes katılabilir. Bazı durumlarda oyuna katılanların sayısı 500’ü dahi geçer. Böyle durumlarda en güçlü yiğit ve at ancak kalabalığı yararak çıkabilir. Kuzey taraflarda ise takım olarak oynama daha yaygındır.