Atlı Okçuluk

Tarihteki Türk atlı okçuları, dörtnala giderken eyer üstünde dönüp arkaya ok atarak hedefe tam isabet ettirme ustalıklarıyla tanınmışlardır. Uluslararası literatürde  “Part Atışı” olarak isimlendirilen at üzerinde geriye doğru yapılan ok atışının en başarılı ve en ünlü uygulayıcıları Türkler olmuşlardır.

Türklere ait bir kültür mirasıdır.  Avar’lar ile başlayıp Hun’larla devam eden, Osmanlı döneminde en nitelikli halini bulmuş bir savaş sanatıdır. Atlı Okçuluk bugün bir Dünya sporu olmuştur. Japonya, Polonya, Fransa, İngiltere, Amerika, Çin, Malezya, Moğolistan, İran, Slovakya, Ürdün, Avusturalya, Güney Afrika, Ukrayna ve daha birçok ülkede Atlı Okçuluk federasyonları yıl boyunca müsabakalar düzenlemektedir. Türkiye’de yedi ayrı Atlı Okçuluk Kulübü vardır. Atlı Okçuluk müsabakalarında geleneksel olarak uluslararası yarışmacılar kültürlerinin dönem kıyafeti ve teçhizatı ile katılırlar. Atlı okçulukla uğraşan insanlar oldukça renkli bir yelpaze oluşturması hasebiyle renkli bir gösteri sunmaktadır. Herhangi bir spor dalında görülmesi mümkün olmayan bir çeşitlilik dünya çapındaki atlı okçuluk müsabakalarında bir araya gelmektedir. Atlı Okçuluk müsabakası 200 m’lik bir parkur üzerinde yapılır. Amaç dörtnala giden bir atın üzerinden hedeflere ok ile isabet alarak puan kazanmaktır. Kullanılan yaylar geleneksel olup birçok müsabakada ahşap ok kullanma zorunluluğu vardır. Binici, dizginleri bırakıp atını dörtnala sürmeli, hedeflere oklarını isabet etmeli ve 120 metreyi dokuz saniyenin altında koşmalıdır. Bu spor üstün binicilik meziyetleri ve savaş sanatlarının bir araya geldiği görsel bir şölen, 2500 yıllık bir gelenek, bir kültür hazinesidir. Atlı Okçuluk müsabakaları birkaç farklı stili bir araya getirerek düzenlenir. Yarışmacı her stilde parkuru üç defa tamamlamak zorundadır.